Yeni jenerasyon Volkswagenler 1960'ların başında Tip 3 adıyla sahneye çıktılar. İlerleyen yıllarda Volkswagen 1500 ve Volkswagen 1600 olarak isimlendirilen bu yeni jenerasyon VWler fabrikanın küçük otomobiller sınıfındaki yeni gözdeleriydi.

Bu otomobiller ilk olarak 1961 yılında iki seçenekle satışa sunulmuşlardı. Bunlardan biri klasik coupe çizgileri taşıyan 'Karman Ghia 1500', diğeriyse daha karesel bir bagaj tasarımına sahip olan 'Notchback' modeliydi. Kısa sürede 'Variant' olarak adlandırılan station vagon versiyonu ve tavanın yumuşak bir eğimle otomobilin arka ucuyla birleştiği 'fastback coupe' tarzı bir karosere sahip 'Fastback' versiyonu da satışa sunulmuştu. Convertible modeller ise ilk modeller ile birlikte duyurulmuş olsalar da uzunca bir süre satışa sunulmadılar.

Bu yeni tasarım Volkswagenler, firmanın daha önce ürettiği Beetle, Karman Ghia ve Type 2 Bus'dan tamamen farklı bir çizgi arayışında olduğunun en güzel örneğiydi. Tip 3'ler mühendisliğini Beetle modellerine borçluydu ve bu yeni tablo Volkswagen'in daha sofistik bir otomobil üretme doğrultusunda ilerlediğinin adeta kanıtı niteliğindeydi. Tüm dünyaya ulaşabilme imkanı varken, firma bu modelin Amerika kıtasına ihraç edilmesine 1966 yılına kadar sıcak bakmamıştı.

1.5 litrelik motor ile donatılan Tip 3'ler hava soğutmalı düz dört silindirli VW Beetle motoruna sahiptiler. Aracın soğutma sistemi sebebiyle bu uzun blok motor kimi zaman çok ısınıp tamamen duruyor ya da ciddi ölçülerde performans kaybına neden oluyordu. Bu motor, benzer teknik problemleri nedeniyle bir süre sonra yerini 1.6 litrelik yeni bir motora bırakmıştı. 1968 yılında elektronik yakıt enjeksiyon sistemi opsiyonel olarak sunulan 1.6 litrelik motorlar bu özelliğe sahip otomobillere 'ilk yakıt enjeksiyon sistemine sahip seri üretim otomobil' olma özelliğini kazandırmaktaydı. Tam otomatik vites sistemi de yine aynı yıl opsiyonlar arasına eklenmişti.

VW dünyasında Beetle geleneğinden sonra en büyük yeniliği belki de Tip 3'lerin süspansiyon sistemleri oluşturmaktaydı. Beetle modellerine çok benzer bir sistem olmasına rağmen VW mühendisleri torsion transfer çubuklarını ilk olarak Tip 3'lerde kullanmışlardı.  Tip 3'ün motoru Notchback, Squareback ve Fastback modellerinde aracın arka kısmında bagaj boşluğunun altına gizlenmişti ve bu durum bazen tuhaf ve komik olaylara sebep olmaktaydı. Motorun toy sürücüler tarafından bulunamaması en bilindik hikayelerdendir.

Bu otomobiller aynı zamanda Bosch marka elektronik yakıt enjeksiyon sistemlerinin kullanıldığı ilk otomobil olma özelliğini de taşımaktadırlar. Bu donanıma sahip modeller 'VW 1600E' ismi ile duyurumuştu ve elektronik enjeksiyon özelliği 'E' harfi ile sembolize edilmişti. Aracın taban döşemesi boydan boya halı kaplı olmakla birlikte aracın içinde yük ve yolcu taşımak için oldukça geniş bir alan ayrılmıştı. 1966 yılında Amerika'da satışa sunulan modellerde klima sistemi de bulunmaktaydı.

Tip 3'ün Amerika'daki reklam filminde Dustin Hoffman oynamıştı. Reklam filminde Hoffman, otomobilin içinde oturmakta ve aracın özelliklerini anlatmaktadır. Aracın motorunu göstermek için önce ön kaputu açar ve motoru bulamaz sonra arka bagaj kapağını açar ve yine bulamaz. Afallamış bir yüz ifadesi ile araçtan uzaklaşır ve ekranda şu yazı belirir, 'VW bayileri size motorun nerede olduğunu gösterecektir'.

Ayrıca 1985 yapımı 'Tanık' isimli filmde Harrison Ford, Philadelphia - Lancaster arasını bir Squareback Tip 3 ile gitmiştir.




Minichamps'in bol detay ile zenginleştirdiği ve kısa sürede efsane bir parça haline gelen VW 1600 modelini incelerken yaptığımız onca övgüye hak vereceğinizi düşünüyoruz. Üretildiği yıldan günümüze kadar halen bir çok koleksiyoner tarafından beğeniyle takip edilmesi, model marketlerde neredeyse tükenmek üzere olması ve isabetli renk seçenekleri ile özellikle Klasik Avrupacılar'ın rüyalarını süsleyen bir model olması onun modelcilik ve Volkswagen dünyasında çok farklı bir çizgide olduğunun belki de en belirgin kanıtlarını oluşturmakta.

VW 1600'ler Minichamps tarafından coupe, sedan ve station vagon olmak üzere üç farklı karoser yapısında modellenmişlerdir. Farklı renklerde üretim yapmaktan kaçınmayan Minichamps firmasının rengârenk VWler'i bir araya geldiğinde gerçekten de son derece keyifli bir sahne ortaya çıktığını söylemeliyiz. Aracın genelinde sergilenen son derece başarılı nikelaj ve kusursuz boya işçiliğine sona saklamadan hemen yazımızın başında değinmek istiyoruz çünkü bu başarılı detaylar bir araya gelerek aracın görsel cazibesini kelimenin tam anlamıyla ikiye katlamış, ortaya güzellikten daha da öte heyecan yaratan bir parça çıkarmıştır.

T
amponlar üzerine haricen aktarılan lastik koruma şeritleri çok az modelde rastlanabilecek bir modelleme zenginliği olarak bu parçada gözlemlenebilmektedir. VW 1600 lerin silüetinde çok belirgin olan iri sinyaller dönem renklerini ustaca yansıtmaktadır. Şeffaf bir yapıda modellenen turuncu sinyal lambaları içeride kalan bağlantı noktacıklarını gizlemede pasif kalsa da bu denli başarılı sinyaller yine örneği az görülebilek bir modelleme başarısı olarak karşımıza yine VW 1600'lerde çıkmaktadır.

Volkwagen'in dizayn devrimi özelliğindeki Tip 3'ün farları modeline son derece ince bağlantı noktaları yardımıyla montajlanmıştır. Artık bir Minichamps klasiği haline gelen ve modelciler açısından 'sevimsiz' bir durum olarak algılanan bu montaj tekniğinin özellikle Minichamps gibi 'yükseklerde uçan' üreticiler tarafından artık tamamen terkedilmesi gerektiğini düşünüyoruz. VW 1600 modellerinin yeni üretimler olmadığı düşünüldüğünde geleceğe dair fazlaca önyargılı cümleler kurduğumuz akla gelebilir ama maalesef ki Nürnberg 2009 fuarında görücüye çıkan bazı Minichamps modellerinde (Citroen 2CV ve VW 1200), üreticinin farları yine benzer tekniklerle montajladığı gözümüzden kaçmayan bir durumdu. Neyse ki firma, farlardaki noktacıkları modelin zerafetine ket vuracak ölçülerde sergilemekten kaçınıp paragrafın girişinde de belirttiğimiz gibi minimal ölçülerde tutarak mümkün olduğunca gizlemeyi başarmış. Dönem plakasının farklı bir gerçeklik boyutu kattığı bu parçada, ön kaput üzerine boya baskı olarak aktarılan 'VW' logosunun bu 'gerçek duruş' büyüsünü biraz bozduğunu düşünüyoruz. Ama sonunda Minichamps yine bir hamle yaparak, son derece kaliteli boya baskı manevrası ile yüksek dozda negatif eleştiri almaktan bir ölçüde kurtuluyor.

Işıl ışıl parlayan jant kapakları, yan sinyal lambaları, ince dökülmüş silecekler, kapı kolları, sökülebilir anten ve yan ayna modele gösterilen özeni adeta özetlemektedir. Hatta en pahalılar da dahil olmak üzere birçok modelde harici plastik bir parça olarak, metal kapılara sonradan eklenerek modellenen kapı/cam çerçeveleri VW 1600 modelinde kapıyla bütünleşik bir kalıptan çıkarılarak metal malzeme ile modellenmiştir. Bu bize göre yabana atılır bir özellik olmayıp hem üreticiye hem de VW 1600 modeline fark katan kocaman bir artı puan olarak algılanmalıdır (Bu tip kapı kalıplarını üreticinin Ford Escort MK I ve Opel Kadett gibi başka modellerinde de görmek mümkündür). Tam bu coşkuyu tereddütsüz yaşarken Minichamps'in gerçekten sürprizlerle dolu bir firma olduğunu yeniden hatırlıyoruz. Aracı boydan boya geçip yandan ikiye bölen ve gerçeğinde kromajlı birer parça olan kapı ve çamurluk çıtaları modelde Minichamps'in o meşhur gri tonuyla boyanarak sergilenmiştir. Bunu da gördükten sonra 'firma boya işçiliğine gereğinden fazla mı güveniyor acaba ???' diye düşünmeden edemiyoruz.

Aracın arka tampon altı, kuyruk ve silecek altında bulunan motor/kabin içi havalandırma ızgarlarına bakarak son derece başarılı bir kalıp işçiliğinden söz etmek de yerinde olacaktır. Orijinalindeki gibi dik konumlu olarak tasarlanan stop, sinyal ve geri lambası kombinasyonu için söyleyebileceğimiz tek kelime 'MUHTEŞEM' bir güzellikte ve son derece gerçekçi olduklarıdır. Nikelajlı bagaj tutamağı ve arka kapak üzeri marka/model baskıları da, aracın arka kısımında değinilmesi gereken başarılı detaylar arasında bulunmaktadır.

Ön kaput altında sade detaylarla birlikte, haznesinde yedek lastik ve montaj için gerekli olan birkaç aparatı görmek mümkün olmakta. Arka kapak kaldırıldığında ise yine şaşırtıcı modelleme özellikleri bizleri beklemekte. Gerçeğine çok yakın kauçuk taban kaplaması ve hemen onun altında motor bloğunu örten hareketli kapağı gözlemlemek mümkün olmakta. Motor kapağının üzerindeki Almanca yazılar, altında yatan zengin detayların adeta sinyallerini vermekte. VW 1600 ler motor kısmı modellemesi ile gerçekten firmanın üretmiş olduğu otomobiller arasında çok farklı bir yere oturmakta.

Aracın yolcu ve sürücü kabinine geldiğimizde, taban halısından mahrum ancak parça sayısı ve kalitesi bakımından başarılı bir iç mekan bizi karşılıyordu. Kapı içi detaylarının eksiksiz işlendiği, koltukların ve göğüsün sorunsuz bir işçilikle aktarıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İnce direksiyon simidi, gösterge panelleri, vites kolu ve kauçuk viraj tutamakları ayrı bir özen gösterilmiş parçalar arasında bulunmakta. Ancak aracın tavanı her ne kadar kabin renginde boyanmış plastik bir parça ile kaplanmış olsa da, böylesine güzel bir modelden çok daha fazlasını beklediğimizi söylemeliyiz. Kim bilir belki de bu kadar detay fazlaca iştahımızı kabartmıştır?

Avrupa otomobilleri temalı koleksiyonların vazgeçilmez parçalarından biri olma özelliğini yıllardır koruyan bu modelleri, koleksiyonuna henüz eklememiş dostlarımıza şiddetle tavsiye ediyoruz. Halihazırda elinde VW 1600 bulunan koleksiyonerlerimize de şunu söylemekte fayda görüyoruz 'Farklı karoser modellemelerini almaktan kaçınmayın'.



©2008 www.ankaramodel.com info@ankaramodel.com