Volvo 1800'ün proje çalışmalarına firmanın bir spor otomobile ihtiyaç duymaya başlaması üzerine 1957’de başlandı. Her ne kadar P1900 modelinin 68 adet satılmasıyla firmanın ünü zedelenmiş olsa da bu durum yeni bir spor otomobil üretimi konusunda fabrikayı ısrarcı tutumundan vazgeçirmemiştir.

Volvo'nun yeni otomobilinin tasarım çalışmaları
Volvo PV444 modelinin üretiminden sorumlu olan  Hemler Pettersson'un oğlu Pele Pettersson tarafından yürütülmüştür. Pelle Pettersson o dönemin önemli bir tasarımcı ve karoser üreticisi olan Pietro Frua ile birlikte çalışmaktaydı. 'The Italian Carrızzeria Pietro Frua' tasarım firması (daha sonra Ghia'ya bağlanmıştır) tarafından ilk üç prototip Volvo'ya sunulmuştur, P958-X1, P958-X2 ve P958-X3.

1957 yılının Aralık ayında, Petterson ilk el yapımı P1800 prototipi olan 'X1'i Almanya’nın Osnarbruck eyaletindeki Karman firmasının merkezine götürmüştür. Petterson burada Karman yetkililerinin aracın şekillenmesi ve üretimi için bir şeyler yapabileceklerini düşünmüştür. Karman mühendisleri kısa sürede çalışmalara başlamış ve Frua’nın ahşap antilop tasarımını geliştirmeye başlamışlardır. Petterson ve Volvo Şef Mühendisi Thor Berthelius buraya taşınarak aracı test etmişler ve Karman yetkilileri ile aracın üretimi üzerinde fikir alış verişlerinde bulunmuşlardır. Sonunda 1958 Aralığının ilk günlerinde araç piyasaya tanıtılmıştır. Fakat Şubat ayında, Karman firmasının en önemli müşterilerinden biri olan Volkswagen AG  bu çalışmanın bir an önce durdurmasını Karman'dan talep etmiştir. Çünkü P1800'ün kendi ürettikleri otomobillerin ötesinde bir başarı yakalayabilecek olması  Volkswagen firmasını korkutmuştur. Volkswagen firması Karman'ın Volvo için karsoer yapımını devam ettirmesi halinde tüm bağlantılarını iptal edip, şirketle bir daha iş yapmayacağını belirtmiştir. Bu aksama projenin neredeyse yarıda kalmasına sebep olmuştur.

Diğer Alman otomobil üreticileri NSU, Drautz ve Hanomag firmaları ile görüşmeye başlayan Volvo yetkilileri görüşmeler sonucunda hiçbir sonuç elde edemezler. Çünkü bu firmalardan hiçbirinin kalite kontrol standartlarında bir otomobil üretebileceğine inanmamışlardır.

1961 Volvo P1800Bu sorunların akabinde herkeste P1800 modelinin hiçbir zaman üretilemeyeceği endişesi baş göstermeye başlamıştı. Petterson bu olumsuz atmosferden oldukça etkilenmiş ve finansal gelir elde etmek adına finans şirketlerinin kapılarını çalmaya başlamıştır. Amacı parçaları Volvo firmasından alıp yeni otomobili kendi çabaları ile satışa sunmaktı. Ortada bunca fırtına koparken Volvo fabrikası sessizliğini hep korumuş ve P1800'ün akıbeti hakkında hiç yorum yapmamıştır. Ancak sürpriz bir şekilde basında aniden fotoğraflarda P1800'ün yer aldığı yazılar çıkmaya ve yorumlar yapılmaya başlanmıştır. Bu durum Volvo'nun aracın seri üretimini başlatacağı yönünde spekülasyonlara sebep olmuştur. Volvo firması bu ani hareketlilikte panikleyerek üretim kapasitesi oldukça düşük olan İngiliz üretici Jensen Motor firması ile yıllık 10.000 adette anlaşarak aracın üretimi için yeni bir adım atmıştır. Karoser iskeleti İngiliz 'Pressed Steel' firmasında üretilen otomobil 1960'ın Eylül ayında halkın beğenisine sunulmuştur.

Bu araç B18 SU tipi ikiz karbüratöre sahipti ve 100 beygir güç üretebilmekteydi. B18 karbüratörler hali hazırda geliştirilmekte ve Volvo kamyonlarının karbüratörü olan B36 V8 motor üzerinden geliştirilmekteydiler. Yeni Volvolar güçlü M40 vites kutusu ile donatılmışlardı. 1963-1972 yıllarında M41 vites kutusu elektrik takviyeli hareket sistemi ile birlikte popüler bir opsiyon paketi olarak sunulmuştu.  Bu araçlarda D-Type ve J-Type olarak isimlendirilen iki farklı hızlandırma mekanizması kullanılmıştı. J-Type modeli hafif ve kısa bir sürede aracı hızlandırıyor ayrıca araçta 5. vitese olanak sağlıyordu D-Type'a göre daha performanslı ve atak bir yapıya sahipti.

1961 Volvo P1800Yeni Volvolar bütün artılarına rağmen bazı teknik sorunları da bünyelerinde barındırmaktaydı. Jensen firması özellikle aracın dengeli bir şekilde kontrol edilmesinde sorunlar yaşıyordu ve Volvo'nun bütün talep ve baskılarına rağmen bu mühendislik sorununun üstesinden gelemiyordu. Sonuçta üretim 10.000 adet olan anlaşmanın bitiminden önce, 6000 adette sonlandırıldı. Bu olaydan sonra Volvo, aracın üretimini Gothenburg’daki kendi tesislerine kaydırma kararı aldı. Aracın İsveçre'de üretildiğini belirtmek için aracın model kodunu 'P1800 S' (S harfi Swedish kelimesini ifade etmektedir) olarak değiştirmişti. Bu yeni araç eskisinden 8 beygir daha güçlüydü. 1965 yılında 115 beygire kadar yükselen motor 1969 yılında 2 litrelik B20-B tipi motor ile değiştirilmişti.

1970 yılında ise araç üzerinde bir çok yenilik yapılmıştır. Benzin enjeksiyonlu, B20-E tipi motora sahip  1800E modeli geliştirilmiş kam mili ile sayesinde 130 beygir güç üretebilmekteydi. Yanısıra bu araç çok fazla yakıt tüketmekteydi. En yüksek hızı yaklaşık olarak 190 km/h  ve 0-100 km/h hızlanma süresi 9.5 saniyeydi. Bunlara ek olarak 1970 yılında ilk olarak P1800 modeli dört tekerde de disk fren sistemine sahip olmuştu.

1972 yılında serinin son modeli 1800 ES yani station vagon P1800 piyasaya sürülmüştür. 1800 ES, kuyruk kısmında ızgaraları bulunan ve motor gücü azaltılarak 125 beygire düşürülmüş bir modeldi. Her ne kadar ince basınç oran  contasının kaldırılaması ile aracın beygir gücü düşürülmüş olsa da aracın mtoru daha hafiflemiş ve aracın performası ciddi oranda artmıştı. 1973 yılında son olarak 1800 ES modeli üretilmiş ve 1961-1973 yılları  arasında  47,492 adet üretilmiş olan Volvo P1800 serisi, İtalyan tasarımcı Sergio Coggiola'nın konsept P1800 ESC’yi yaratma çalışmalarına rağmen 27 Haziran 1973'de üretim hayatına veda etmiştir.

Volvo üretim hayatı boyunca fabrika üretimlerinde convertible versiyonlarını hiç üretmemiş olmasına rağmen, üretim hayatının sona ermesinden hemen sonra Amerika’da Volvoville yani covertible P1800'ler duyurulmuştur.

The SaintVolvo P1800 modeli 1962 yılının ünlü televizyon dizilerinden olan ve gene bir dönem TRT'de yayımlanmış olan 'The Saint' (Aziz) televizyon dizisinde Roger Moore’un canlandırdığı Simon Templar tarafından kullanılmıştır. Her ne kadar Jaguar fiması ilk olarak E-Type modelini teklif etmiş olsa da Jaguar firmasının maddi beklentilerinin yüksek olması ve bu işin kolay bir reklam olabileceğini görememesi Volvo’nun bu işi kapmasını kolaylaştırmıştır. Bu diziden sonra P1800 modelinin satışları artmış ve model 1960'lı yılların ikonu olmayı başarmıştır. Bu projede rol almış 1967 model bir Volvo 1800 modeli Bill Krzastek tarafından restore edilmiş ve bir çok otomobil şovunda görüntülenmiştir. 1970'li yıllarda 'The Return of the Saint' (Aziz’in Dönüşü) adlı dizinin oluşumu sırasında Jaguar hatasını anlayarak yeni bir atılım yapmış ve bu proje için bir XJ-S teklif etmiştir.

Son olarak 40 yılı aşkındır kullanılan ve milyonlarca kilometre kat ederek rekorlar kıran bu otomobiller günümüz Volvo modellerinin temellerinin atılmasında büyük rol oynamıştır. Volvo 480, bir çok konsept model ve son olarak Volvo C30 modeli bu tasarım üzerinden geliştirilmiş modellerdir.



Hikayesinden de anlaşılacağı gibi, belki de bugüne kadar incelediğimiz otomobiller arasında en hareketli tarihçeye ve kapışmaya sahne olmuş otomobillerden birinin modeli ile başbaşayız... Tarihçesinde VW firmasını korkutan bir otomobil olduğundan bahsedilmesi açık söylemek gerekirse modele daha sıcak bir yaklaşım göstermemize sebep oluyor çünkü ortada iki otomobil devinin Karman gibi bir başka devi sıkıntıya sokacak ölçülerdeki çok ciddi bir kapışması sözkonusu ve bu savaşın hikayesi kadar baş rol oyuncusu da fazlaca ilgimizi çekiyor.

Bazı güncel Volvo modellerine de esin kaynağı olan bu Avrupalı, günümüzün en nadir klasikleri arasında bulunduğundan anavatanında bile gerçeğine rastlamak oldukça güç, tıpkı modelini bulmanın zor olduğu kadar... Modelinin kolay bulunabilirliğine dair mırıldanmaları duyar gibi olsakta kastetdiğimiz versiyonların bugünlerde piyasada bolca bulunabilen turuncu rengi değil metalik mavi ve altın rengi P1800 ES modelleri olduğunu hemen hatırlatalım. Uzunca bir bekleyişin ardından zor uğraşlarla bulabildiğimiz ve arşivimize eklediğimiz bu altın parçasını gelin hep birlikte mercek altına yatıralım.

Kutusunda çıkardığımız anda etkileyici rengi  uzunca bir süre modeli 'sadece seyretmenize' neden oluyor. Ustaca nikelajlanmış parçaların son derece temiz işçiliği ve ışıltısı bizlere ciddi ölçülerde görsel bir kalite sunmakta. Özenle üretilip montajlanmış farlar ve sinyaller, metal bir kabartma olarak tasarlanan Volvo arması ve nikelajlı ön ızgara çerçevesi hemen dikkatleri üzerine toplamakta. Bütün bu artılar üreticinin, modeli sancılı tarihçesine yaraşır bir itina ile modelleme kaygısına dair bariz ipuçları olarak değerlendirilebilir.

Spor Volvo yıldız jantlar , gümüş yan çıtalar ilginç coupe station tasarımı ile birleşince ortaya sıradışı ve keyifli bir spor otomobil modeli çıkarıyor. Gerçeğinde de tasarımı ile dikkatleri üzerine toplayan tamamen cam  olan arka bagaj kapağı modele tam olarak aktarılmıştır. Stop lambaları her ne kadar ön aydınlatma ekipmanlarının başarısını sergilemekten yoksun kalsa da bagaj kapağının hemen altına ek bir metal parça olarak konumlandırılmış olan 'Volvo 1800 ES' kabartması detayseverlerin dikkatini çekmeyi başarıyor.

Menteşe aksamına dair pek bir şey bulamayacağınız motor kapağını kaldırdığınızda Minichamps standartlarının üzerinde bir motor detaylaması ile karşılacaksınız. Özenle renklendirilmiş parçalar, orta kalitedeki plastik işçiliği, parçaların markalarını ve özelliklerini belirten etiketlemeleri motor kaputu altındaki zenginliği bütünlemektedir. Etkileyici bagaj kapağını kaldırdığımızda kahve tonlarındaki yük taşıma bölümü, iç mekandan güzel sinyalleri iletmeye başlıyor. Bagaj kısmı yük sabitleme kemerleri , yumuşak krem renkli plastikten üretilmiş adeta gerçek deri hissi veren koltuklar, tavan, kapı içi döşemeleri modelin iç mekan kalitesine büyük bir artılar getirmektedir. Kontrol panelinin son derece ince ve detaylı dökülmüş plastik kalıpları ve başarılı renk tonlamaları, kapı içlerindeki tutamakların eksiksiz modellenmesi, bu modelin Minichamps standartlarının üzerinde bir performans ile sergilendiğinin altını bir kez daha çizmek zorunluluğunu doğurmakta.

Bu kadar güzel ve olumlu yorumların ardından modelimizin kapılarını kapatıp kutusuna koyacağımız sırada fark ettiğimiz ve modeldeki en keyif kaçıran noktayı atlayarak inceleme notlarını sonlandırmanın artık koleksiyonerlerin baş ucu kitabı olan 'Dr. Diecast' reflekslerine çok aykırı düşeceğini düşünerek hemen şunları notlarımıza ekliyoruz: Modelimizin cam çerçevelerinde kullanılması gereken nikelajlı çıtalar, sürücü ve yolcu kapılarında yerini plastiğin üzerine uygulanmış gri boyaya bırakmakta ve bu parçaların nikelajlanmış çıtalara oranla daha kalın ve mat olması görsel bütünlüğe ne yazık ki büyük ölçüde zarar vermekte.

1/18 ölçekli Volvo P1800 ES lerin özellikle Klasik Avrupa modellerine ilgi duyan koleksiyonerler için asla vazgeçilmemesi gereken çok kıymetli bir parça olduğu ise nacizane fikrimizdir. Keyifli seyirler…

 





©2008 www.ankaramodel.com info@ankaramodel.com