Porsche'nin ilk göz ağrısı olan 356, hafif ve aracın arkasına konumlandırılmış motoru ile arkadan çekişli olarak tasarlanmış bir spor otomobildir. Porsche 356, iki kapılı hardtop ve convertible olmak üzere iki versiyona sahipti. Aracın tasarımı üretim hayatı boyunca yenilendi ve bu yenilik sayesinde kısa zamanda unutulmaz bir motor sporları aracı haline geldi. Bu otomobil motor sporlarında büyük başarılar elde ederek ün yaptı.
1948 yılında Avusturya'nın Gmünd kentinde 50 adetle başlayan Porsche 356 üretimine, 1950'den 1965 yılına kadar Almanya Zuffenhausen'de devam edildi. Daha sonra Porsche 911'in 1963 yılının sonbaharında sahneye çıkması ile 356 sahneden yavaş yavaş çekilmeye başladı. Yaklaşık olarak üretilen 76.000 adet Porsche 356'nın bugünneredeyse yarısı klasik otomobilseverler tarafından korunmaktadır.
Bu başarılı otomobilin geçmişine daha detaylı bakmak gerekirse, Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesinden önce, Porsche firması Type 64 adlı bir otomobili Berlin'den başlayacak ve Roma'ya kadar sürecek olan bir yarışta koşması için 1939 yılında üretilmişti (bu otomobil bahsi geçen yarışta yarışamadı). Firma, 356'nın ileride kullanacağı, orta ölçekli motora sahip bir otomobil daha üreterek "No.1" adını vermişti. Bu otomobil bir çok kişi tarafından Porsche'nin ürettiği ilk otomobil olarak görülsede, Porsche firması bu olayı seri üretime geçtiği ilk otomobil şeklinde ifade ederek aydınlatmıştır.
Ferdinand Porsche'nin oğlu olan Ferry Porsche tarafından yaratılan bu otomobil, babasının tasarımı Volkswagen Beetle ile büyük benzerlikler taşımaktaydı. Bu aracın dört silindirli, hava soğutmalı, geri konumlu ve arkadan çekişli motor sistemi ve karsoer tasarımı incelendiğinde bu benzerlikler kolaylıkla göze çarpmaktadır. Bu otomobilin karoser çalışmaları Porsche firması çalışanlarından Erwin Komenda tarafından yapılmış ve mekanik parçalarının neredeyse tamamı Volkswagen'den alınmıştır.
İlk 356 modeli 8 Haziran 1948'de yollara çıkmıştı. Araç düşük maliyet adına Volkswagen parçaları ile üretilmişti ancak artan talepler karşısında firma hızlı bir şekilde aracın teknik yapısını yeniden elden geçirmek ve aracın performansını arttırmak zorunda kalmıştı. Avusturya'da üretilen ilk seri 356 lar elle şekillendirilmiş aliminyum karosere sahipken, üretimin Almanya'ya kaydırılmasından sonra bu otomobillerin üretiminde çelik kullanılmıştı.
Varyasyonları
Uzunca bir üretim hayatına sahip olan 356 lar bu süreç içerisinde defalarca geliştirilmişlerdir. Cabriolet (Convertible) modelleri üretimin başlangıcından sonuna kadar üretilmiş ve ilk yıllarda satışların yüzde ellisini oluşturmuştur.
Günümüzde klasik otomobil meraklılarının büyük bir ilgi gösterdiği Speedster modeli 1954 yılının sonlarında Porsche'nin Amerika kolu Max Hoffman'ın Amerika'da düşük maliyetli bir spor otomobilin kolayca satılacağını tavsiye etmesi üzerine tasarlanmıştı. Bu versiyonun satışı 1.171 adete ulaştıktan sonra 1957 yılında düşmeye başlamış ve yerini 1958 yılında Convertible D'ye bırakmıştı. Bu versiyonda ise daha yüksek konumlu karoser, daha pratik rüzgar siperleri, camdan yapılmış yan pencereler ve son derece rahat koltuklar bulunmaktaydı. Bu model de ilerleyen yıllarda yerini, kumaş tavan seçeneğinden başka kayda değer bir farkı bulunmayan 356B Roadster modeline bırakmıştı.
1964 yılında satışa sunulan 356C modeli disk frenler ve o zamana kadar üretilmiş 95 beygir gücündeki en güçlü Porsche motoru ile donatılmıştı. Talebin 1964 yılında düşüş göstermesinden ötürü yeni Porsche 911 Avrupa ve Amerika genelinde tanıtılmıştı. 1965 yılına kadar Porsche 356C'nin satışına devam edilmiş ancak 911'e duyulan ilgi bu modelin satışlarını neredeyse tamamen durdurmuştu. Bu nedenle satılmayan 10 adet Prosche 356 modeli Alman polis teşkilatına Mart 1966'da hediye edilmişti.
Porsche 356 üretim hayatı boyunca motor sporları basınının en popüler otomobillerinden biri olmuştu. 2004 yılında "Sports Car International" ın düzenlediği '1960'ların En İyi Spor Otomobilleri' sıralamasında onunculuğa yerleşmeyi başarmıştır. Günümüzde en fazla talep gören klasik otomobillerden biridir. Az sayıda üretilmiş olan 356 Carrera modelleri günümüzde $250.000 bedelle alıcı bulurken, iyi kondüsyondaki bir 356 Carrera Speedster modeli $300.000'a bile alıcı bulabilmektedir. Satışa sunulduğu yıllardaki satış rakamı bir Cadillac fiyatına eşit olan yani $4000'a satılan 356'nın fiyatı günümüzdeki arttırmalarda $20.000 ile $100.000 arasında değişebilmektedir.
Bugün dünya çapında bir çok 356 sahibi araçlarını korumakta ve düzenli olarak kullanmaktadırlar. Amerika'da kurulu olan '356 Registry' kulübü Amerika'nın en büyük otomobil kulüplerinden birisidir.
356'nın Pist Maceraları
Ralli tarihine de adını başarılarla yazdırmış bir otomobildir 356. '24 Hours of Le Mans2', 'Mille Miglia', 'Targa Florio' ve 'Carrera Panamericana' da kazandığı başarılar ralli başarısını ikiye katlamıştır.
Bir çok 356 modeli bu yarışlar için modifiye edilmiş yüksek performans ve hafif karoser yapısı ile yarışlara sunulmuşlardır. Porsche 356 SL ve Porsche 356 A Carrera GT bunlardan sadece ikisidir.
1960 yılında 'Abarth' firması ile birlikte çalışılarak Porsche 356B Carrera GTL Abarth Coupe yaratılmış ve motor sporları konusunda bir çok başarıya imza atılmıştır.
Bugün bir çok otorite tarafından Porsche 356 ilk ralli otomobili olarak kabul görmektedir.
Son birkaç sayımızda özellikle AutoArt modellerini yorumlarken kafamızın biraz karışık olduğunu düşünebilirsiniz. Çünkü firmanın birbirine çok yakın dönemlerde hatta peşpeşe ürettiği modellerin bazılarını alkışlarken, bazılarını ise neredeyse hiç beğenmediğimizi okuyorsunuz. AutoArt'ın bu güne kadar bir üretim ve kalite tutarlılığını sağlayabildiğini düşünüyoruz, buna siz okuyucularımızın da katılacağını tahmin ediyoruz. Biz bazı standartları belirleyecek ölçülerde güzel modeller üreten bir firmanın zaman zaman kendi koyduğu kriterlere bile ulaşamayan modeller yapmasına sinirleniyoruz ve yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bu çelişik üretim anlayışına bir anlam vermekte çok zorlanıyoruz.
Aslında asıl kafası karışık olanın AutoArt firması olduğunu düşünüyoruz.
Örneğin firma, kısa bir süre önce özellikle Alfa hayranları tarafından uzunca bir süredir ısrarla beklenen 1972 Alfa Romeo Gulia 1300 GT modelini soldan direksiyonlu ama sağ kapıda tek aynalı olarak fotoğraflayıp kendi web sayfalarında yayınladı. Biz bunun büyük bir hata olduğunu düşündük. Yine de üreticiye bunun aracın orijinalinden kaynaklı bir detay karmaşası mı, yoksa kendilerinden kaynaklı bir hata mı olduğunu ısrarlı elektronik postalarla sorduk. Bize üretici bu konuyla ilgili herhangi bir geri bilgilendirme yapmazken, birkaç gün içerisinde 1300 GT'nin fotoğraflarını web sayfalarından kaldırıp modeli de piyasadan çekti.
Benzer çelişkilerin incelemeye aldığımız efsanevi "speedster" modelinde de yaşandığını düşünüyoruz. Yine firmanın kendi web sayfalarında yaklaşık $115 etiketle ve "Millennium Edition" baskılı olarak satışa sunduğu modelin, ucuz jelatin bir kutudan çıkması bizi oldukça hayal kırıklığına uğrattı. Köpük kutudan çıkan iyi bir modelin, bu parçalarla çok ilgili olmayan kimseleri bile nasıl etkilediği düşünüldüğünde sanıyoruz ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Sonuçta ucuz bir modelden söz etmiyoruz ve bu özensizliğin hiçbir anlamı olmadığını düşünüyoruz.
Neyse ki 356A'yı elimize aldığımızda keyfimiz biraz yerine gelmeye başlıyor. Bizi zaman zaman kızdırsada AutoArt kendini affettirmeyi bir ölçüde başarıyor. Spor otomobil tarihinin en önemli arabalarından bir tanesi olan 356 modelinin hiç bu kadar ince, zarif ve iyi üretilmediğini ilk bakışta bile söylemek mümkün.
1950'lerde çok popüler olan gümüş rengin modele çok yakıştığını da belirtmeliyiz. Boya işçiliği ise neredeyse kusursuz. Modelimizi önden incelemeye başladığımız zaman yine 1950'lere ait olan bir özelliği fark ediyoruz. Sıradışı bir detay olarak dikkat çeken farlar üzerindeki kafesler, Speedster'in standart bir özelliği olmayıp o yıllarda popüler olan opsiyonel bir aksesuardı. Tamponların üzerindeki nikelajlı barlarında yine standart bir Speedster özelliği olmadığını da belirttikten sonra AutoArt'ın dönemin en donanımlı Speedster modelini mükemmel bir far ve tampon detayı ile birlikte
sergilediğini söylemek yerinde olacaktır. Ön kaputtaki nikelajlı çıta, marka logo ve yazısı, sinyaller ve küçük havalandırma ızgaraları da yine son derece ince ve görülmeye değer detaylar arasında bulunmaktadır.
Oldukça sade ve hafifletilmiş bir otomobil olan Speedster'e yandan baktığımızda öncelikle dönem özelliklerini olduğu gibi yansıtan harika jantlar dikkatimizi çekiyor. Daha sonra ise üç ayrı parçanın üzerinden geçmesine rağmen adeta cetvelle çizilmiş gibi yere paralel duran nikelajlı çıtalara gözümüz takılıyor. Sadece boya olarak modele aktarılan bu detayın ancak bu kadar ince bir kapı kolu ile birleşiminden sonra göze hoş görünebileceğini sanırız üretici de farketmiş olmalı. Bu durumu tam anlamıyla harika bir "teknik faul" olarak nitelendiriyoruz. Sürücü kapısındaki tek aynanın da incecik bir kolla kapıya sabitlenerek oldukça şık bir görüntü oluşturduğu rahatlıkla söylenebilir.
Modele arkadan baktığımızda yuvasına tam oturmayan motor kapağı üzerindeki ızgara modelin en zayıf noktası olarak hemen dikkatleri üzerinde topluyor. Bu ızgaranın çok ince bir kalıptan geçirgen dokulu olarak tasarlandığını da belirtmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Gerçeğine çok yakın menteşelerle hareket verilmiş motor kapağı, muhteşem gibi görünen motoru gizliyor. Muhteşem gibi diyoruz çünkü aynen gerçek otomobilde olduğu gibi motor kısmının açık alanı çok dar ve her ayrıntıyı maalesef gözlemleyemiyoruz. Tamponlar ve badem stoplar ise tek kelime ile harika görünmekteler.
Porsche 356A modelinde hataları gizlemede dezavantajlı bir renk tercih edilmesine rağmen, boya işçiliğinde kayda değer bir hata bulamıyoruz. Hareketli parçaların gövdeye oturuşları, parça aralıkları, gözümüze batan motor kapağı ızgarası dışında kusursuz sayılabilir.
Kusursuz sözcüğünü çok fazla kullandık farkındayız ama özellikle iç mekanı tanımlamak için yine bu sözcüğe başvurmak zorundayız. 50'lerin bu küçük yarışçısının çok sade, neredeyse çıplak olan iç mekanı modeline de aynen aktarılmış. Ahşap görünümlü direksiyon simidinin kollarının gerçekten metal olduğunu görüyoruz ama kabin içindeki plastik işçiliği de son derece başarılı. Dönem modası sayılabilecek kemik rengi vites topuzu ve kontrol şalterleri bile unutulmamış. Koltuklardaki kullanılmışlık hissi, tente kıvrımları, berrak cam, silecekler, ön kaput altındaki stepne ve aparatlar 1/18 ölçekte şu ana kadar yapılmış en iyi "Porsche 356" ile karşı karşıya olduğumuzu ispatlıyor.
Özetle, özel bir otomobil olan Porsche 356A'nın iyi bir üretici tarafından özenli bir şekilde modellenmesini koleksiyonerler için olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Özellikle fiyat performans açısından bakıldığında
AutoArt firmasını koleksiyonerler için oldukça avantajlı bir noktada gördüğümüzden, bu firmayı en ufak bir hatasında bile çok eleştireceğimizi de buradan bir kez daha belirtiyoruz. Bu modeli ise ilgi duyan koleksiyonerlere kesinlikle tavsiye ederek noktalıyoruz.