W124 serisi, Mercedes Benz'in 1984-1995 yılları arasında üretmiş olduğu E serisinin temelini oluşturmaktadır. W123 kasa kodlu modeller 1985 yılında yerini W124lere bırakırken, W124ler ise edindikleri başarıyı, 1995'te W210 kasa kodlu E sınıfına devretmişlerdir.
Orta büyüklükteki lüks otomobiller sınıfında boy göstermiş olan W124ler yüksek maliyetli Alman Mühendisliğine yaraşır bir şekilde milyonlarca kilometre yollarda kalabilmektedirler. Fazla kilometre yapmış modelleri aynı zamanda belli otoriteler tarafından ödüllendirilmiştir.
Üretimlerinden bu yana 15 yıl geçmiş olmasına rağmen bir çok Mercedes tutkunu halen bu otomobilleri tercih etmekte ve bu otomobillerin birçok örneği bunca yıla rağmen hiçbir sorun çıkarmadan yollarda kilometre katetmeye devam etmektedir.
90'lı yılların ortalarında ve sonlarında yüksek sayıda üretilen son teknoloji Japon otomobillerinin düşük maliyetleri ile baş edebilmek için Mercedes Benz tarafından kritik bir karar alınarak kaya gibi sağlam ve pahalı malzemelerden üretilen Mercedes modelleri için ayrılan ödeneklerin kesilmesine karar verilmişti.
Aracın teknik özelliklerine göz attığımızda arka süspansiyon sistemini "Bebek Mercedes" olarak hepimizin oldukça iyi tanıdığı Mercedes 190 serisi ile tanıştığımız son derece hassas çok noktadan bağlantılı aks sisteminin geliştirilmiş bir versiyonu oluşturmaktadır. Ön süspansiyonlar ise McPherson süspansiyonlarının geliştirilmiş versiyonlarıydı. Günümüzde bu sistemler hemen hemen tüm modern tasarımlarda standart olarak kullanılmaktadır. Bu aracın station vagon versiyonlarında Mercedes, Citroen marka otomobillerin kullanmış olduğu bir sistemi geliştirerek kendi modellerinde kullanmıştır. Ancak amaç Citroen'den farklı olarak darbe emmeye yönelik değil duruş mesafesini kısaltmak adınaydı.
Mercedes W124 ler bir çok motor seçeneğine ve donanım paketine sahipti. Teknolojinin yıllar boyunca getirdikleri ile bu motor seçenekleri ve donanımlar da yıldan yıla geliştirilmiş ve araçlara uygulanmıştır. Rüzgarın geri itme gücüne dönem araçları arsında en dirençlilerinden biri olan bu otomobil, kabin içerisindeki rüzgar sesini kesmekte ve yüksek yakıt tüketimini benzer kasa tipindeki otomobillere nazaran engellemekteydi. Sedan ve coupe versiyonlar kumanda ile kontrol edilebilen arka kafalıklara sahipken bu özellik station vagon versiyonlarda bulunmamaktaydı. Bir diğer ilginç özellik ise aracın geniş ön camında sadece bir adet silecek bulunmasıydı. İlginç çalışma prensibi ile bu iri silecek geniş ön camın köşelerine kadar ulaşabilmekte ve daha net bir görüş sağlamaktaydı. Mercedes 200'lerin sahip olduğu Stromberg ya da Pierburg marka karbüratöre sahip motorlar hariç tüm motorlar elektronik enjeksiyona sahipti. Ayrıca bu araçla birlikte Mercedes firmasının dört çeker sistemi "4 Matic" ilk kez 1986'da tanıtılmıştır.
Aracın üretimi sırasında önemle üzerinde durulan bir diğer konu ise güvenlikti. Araç, 190 serisinde olduğu gibi 55 km/h hızla giderken gerçekleşen kazarlarda yolcu kabini hasar almayacak şekilde tasarlanmıştı. Bu sistem sayesinde böyle bir kaza sonrasında kapılar kasılmıyor ve araç içindeki yolcular hiçbir güçlük çekmeden otmobilden rahatça çıkabiliyorlardı. Çok noktalı havayastıkları, elektronik olarak yolcu tercihlerine adapte olan koltuk ayarları ve sürücünün fiziki özelliklerine göre ayarlanabilen sürüş kokpiti araçta güvenliği arttıran diğer unsurlar arasında bulunmaktaydı. Bu sayede Avrupa'da Mercedes'in kuruluşunda önderlik yaptığı "EuroNCap" testelerinde önden ve arkadan aldığı darbelerde elde ettiği başarı aracın bir kez daha ne kadar dayanıklı ve güvenli olduğunu gözler önüne sermişti. 1988'de dünya çapında yolcu yan hava yastıklarının opsiyonel olarak sunulduğu tek otomobil olma özelliğini de yine bu otomobil taşımaktaydı.
S124 kasa koduna sahip station vagon modelleri 5 ila 7 kişiye seyahat olanağı sağlarken, 1991 yılında cabriolet modeli 320 CE adı ile Avrupa satışa sunulmuştu. Bu cabriolet modeli daha ilerleyen yıllarda tekrar tasarlanarak E320 olarak ucuz ve düşük performanslı bir otomobil olarak satışa yeniden sunulmuştu.
R121 ve E serisinin temelini atan W124 serisinin üretimi 1997 yılında durdurulmuştur. Koreli Ssang Yong Otomobil firması W124'ün lisansını alarak kısaltılmış ve makyajlanmış versiyonunu "Chairman" olarak satışa sunmuştur.
Korkmayın kutu boş değil, sadece model hafif... Model piyasasında oldukça yeni sayılabilecek bir Mercedes. Üstelik klasik çizgileriyle özellikle Mercedes tutkunlarında epey heyecan yaratan bir parça, koleksiyonlarımızın Avrupa kolunda bu modelin büyük bir boşluğu dolduracağı ise kesin. İnceleme yazımızın başında sizlere aktarmakta fayda gördüğümüz konu ise, koleksiyonerlerin bu modelden asla bir 190E performansı beklememeleridir. Daha lafın başında modelle ilgili birkaç kelam bile söylemeden böyle bir giriş ne kadar adil diye kendi kendilerine düşünen koleksiyonerler olabilir ancak AutoArt belki de Millennium serisinin en iyi, en kaliteli örnekleri arasına 190 serisini sokarak en azından 1/18 ölçekli Mercedes modelleri için çok yüksek bir standardı kendisi belirlemiş durumda değil midir? Haliyle sonraki üretimlerinden de aynı performansı beklemek biz koleksiyonerlerin de en doğal hakkı olmaktadır.
Gelelim yıldızlı güzele; Modelimiz genel görünüm olarak ince ve narin AutoArt duruşundan pek birşeyler kaybetmemiş gibi görünse de, bu parçanın Millennium serisi standartlarını bütünüyle taşıyan bir model olduğunu söylemek biraz güç.
Modelin montaj tekniğinde ve özellikle plastik kalıp işçiliğinde maalesef ki keyfimizi kaçıran bazı manzaralarla karşılaştık. Bunların başında kolay hareket etmesine rağmen gövdeye kelimenin tam anlamıyla eğreti hatta emanet bir şekilde montajlanmış motor kapağı gelmektedir. Öyle ki kapağı her kaldırışınızda kapağın ısrarlı bir şekilde her iki yana hareketi sürekli olarak menteşe sistemine odaklanmanıza ve kapağı menteşelere sabitleyen vidalarda bir sorun olduğu hissine kapılmanıza neden olmaktadır. Buna ek olarak, bir sonraki açılışında sarkıverecekmiş gibi duran kapıların montaj kalitesi ise motor kapağından geri kalmayacak ölçülerde vasattır.
Motor kaputunun bu son derece keyifsiz hareketine karşın altındaki motor, çoğu AutoArt üretiminde olduğu gibi bol parçalı ve bol renklendirilmiş pozuyla keyiflerimizi biraz yerine getiriyor. E320'nin berrak ve orijinal ölçülerinden şaşmayan farları, geçirgen dokulu şık ızgarası ve hepsinden öte metal olarak tasarlanıp profesyonelce modele montajlanan yıldızı ise modele görsel açıdan büyük artılar katmaktadır. Ek olarak montaj kalitesini beğenmememize rağmen motor kapağının kalıp kalitesinin ise modelin artı hanesine eklememiz gereken notlar arasında bulunduğunu da hemen belirtelim.
Şık W124 tasarımına yan açıdan baktığımızda, ince dökülmüş ve ustaca nikelajlanmış şık kapı kollarının beğeninizi kazanacağını düşünüyoruz. Tampon hizasında E320'yi boydan boya çevreleyen tipik Sacco dizaynı plastik kaplamaların ve nikelajlı çıtaların montaj ve parça kalitesini de bizler beğendiğimiz başlıklar altına eklemekte bir sakınca görmedik. 80 tasarımlarına atıfta bulunan son kasa olarak lanse edebileceğimiz bu Mercedes'in jantları ise belki de modelin en çok keyif alınacak detayları arasında başlarda sayılmalıdır. Jantlar tam anlamıyla bir gerçek duruş sergilemekte haliyle modelin görsel performansına da diğer parçalardan biraz daha fazla katkıda bulunmaktadır.
Modelimiz arka pozunda da herhangi bir falso vermeden inceleme turuna devam etmemize olanak sağlıyor. Stoplar arka kısımda, koleksiyonerlerin modele yaklaşımını etkileyecek önemli bir detay olarak sözcülüğünü hakkıyla yerine getiriyor. Üreticinin çoğu modelinde görülebilen başarılı kalıp ve orijinal renklendirmeleri Mercedes'in stoplarında da görmek mümkün. Bagaj kapağı alınlığına düzgün bir şekilde montajlanmış olan metal transfer model adı ve Mercedes yıldızı son üretim bazı modellerdeki uygulamalardan daha dayanıklı ve daha zarif görünmektedir. Zamanın ise bu saptamamızı doğrulaması bir başka dileğimiz. Kolay bir hareket kabiliyetine sahip bagaj kapağının gövdeye uyumu yine bir üretici klasiği olarak karşımıza kusursuz bir şekilde çıkmaktadır. Bagaj kapağının iç kısmına sabitlenmiş reflektörün ise orijinal boyutlarıyla sergilendiğini düşünüyoruz. Arka kısımdan aktaracağımız son notları ise temiz nikelajlanmış parçalar olarak plakalık çıtası ve haricen konumlandırılan bağaj kiliti oluşturmaktadır.
Kabin içerisi ise gerçekten modelin en zor yorumlanacak kısmını oluşturmaktadır. Bunun nedenini modelin kabin içerisinde sergilenen parçaların bir işçilik ve malzeme kalitesi standardını gösterememesi oluşturmaktadır. Öyle ki, son derece başarılı bir kalıp işçiliği ile sergilenen direksiyon simidi ve kontrol kolları yer yer çapaklara sahip koltuklar ve kapı içlerinde özensizce aktarılmış maun kaplama uygulamalarıyla, yine keyifle seyredebileceğiniz ön göğüs aksamı ve kumanda düğmeleri, tavana sabit güneşlikler ve kalıba aktarılmış belli belirsiz viraj tutamaklarıyla kabin içerisinde adeta sürekli bir boğuşma hali sergilemektedir. Bunları aktardıktan sonra son yorumu ise siz okurlarımıza bırakmanın daha uygun olacağını düşünüyoruz.
Son olarak modelimizin boya işçiliğinde de firma geleneklerini sergilediğini, E320'nin profesyonel ve pürüzsüz boya uygulamasını taşıdığını da belirterek bu inceleme notlarımızı noktalamak istiyoruz.
Özellikle Avrupa koleksiyonerlerinin her şeye rağmen bu modelden keyif alabileceklerini tahmin ederken, yüksek bir kalite beklentisi içerisinde olmamalarını tavsiye ediyoruz.