1968 Mercedes Benz 280 SE

Mercedes Benz'in W108 - W109 serileri Alman üreticinin lüks otomobiller sınıfında 1965'den 1972'ye kadar ürettiği otomobillerdir. W111 ve W112 modellerinde kullanılan üç kutu tasarım mantığından geliştirilmiş olan bu otomobiller kuyruklu sedanlar serisinin sonuncusu olarak piyasaya sunulmuşlardır.

W108 serisi ilk olarak altı düz silindirli 250S, 250SE ve 300SE olarak üç farklı motor seçeneği ile piyasaya sunulmuştur. W108'ler kısa karosere sahiptiler, uzun karoserleri ise W109 kasa kodu ile kodlanmışlardı. Bu kasa tipinde ise sadece 300SEL motor seçeneği kendi kendine seviye değiştirebilen havalı süspansiyon sistemine sahipti.

W111 modellerinde kullanılan motor, yüksek oktanlı benzinlerle daha iyi bir performans elde edebilmekteydi ve diğer örneklerine oranla ağır bir motordu. Ayrıca bu modelin yakıt tankı kapasitesi de arttırılmıştı.

W112 modellerinden devşirme, alüminyumdan üretilmiş olan 2996cc'lik  motor bloğu W109'un 1965 modellerine ufak değişikliklerle aynen uygulanmıştı. Yaklaşık 170 beygir güce ulaşan W109 modelleri bir ilke tanık olmuştu. 1965-1967 yılları arasında üretilen W109 modellerinde 3.0 litreden daha düşük motorlar seçenek olarak sunulmuştu. 250S/SE modelleri serinin ilk iki senesinde piyasada kalmış ve yoğun bir ilgi görerek yaklaşık 130.000 adetlik satış rakamını yakalamıştı.

1967 yılına gelindiğinde 250S ve 250 SE modelleri yerini 280S ve 280 SE modellerine devretmişti. 300SE versiyonu ise 300SEL olarak adını duyurmuş ve bu modeller 280'lerin 2.8 litrelik motoru ile güçlendirilmişti.

1968 yılının Mart ayında Mercedes 600 modelinden sonra Mercedes'in en lüks ve abartılı modeli piyasaya sunuldu. 6.3 litrelik V8 motor ile donatılan 300 SEL modelleri, Mercedes 600'de kullanılan ilk motoru taşımaktaydılar. W109'un narin ve hafif karoseri ile bu güçlü motor ile buluştuğunda 0-100km'yi 6.3 saniyede alan döneminin hız canavarlarından biri ortaya çıkmış oldu. Bu model hiçbir zaman Mercedes otomobilleri arasında bir amiral gemi olma özelliğini yakalayamamış olsa da uzun yıllar boyunca dünyanın en iyi otomobili ve en hızlı salon tipi otomobili ünvanını elinde tutmayı başarmıştır.

Firma 1970'lerde Amerika piyasasına sunduğu otomobillerdeki V8 motor sorununu W108 ve 109 modelleri ile çözmeyi başardı. 3.5 litrelik ve 4.5 litrelik V8 motorlar ile sadece Amerika piyasası hedef alınmıştı. Yine bu yıllarda Mercedes W116 modelinin ayak seslerinin duyulması ile 280 ve 300 dizaynları emekliye ayrılmış, tasarım farklılıkları vurgulanmaya başlanmıştı.

Avrupa'da satışa sunulan modellerde standart olarak dört zamanlı vites, opsiyonel olarak ise dört zamanlı otomatik vites kullanılmıştı. Alışılmışın dışına çıkarak Mercedes bu süreçte kendi otomatik şanzıman sistemini üreten ilk firma olma ünvanını da elde etmişti. 6 silindirli modeller için bir opsiyonu ise beş zamanlı vitesler oluşturmaktaydı ancak çok az sayıda kullanıcı bu opsiyonu tercih etmişti.

1970'li yıllarda satışa sunulmaya başlanan V8 motorlar standart olarak dört zamanlı otomatik vites seçeneği ile sunuluyorlardı. Kullanıcılar opsiyonel olarak dört zamanlı düz vitesi seçebiliyorlardı ve böylece fiyat indiriminden de yararlanabiliyorlardı. 1971 yılında Amerika için satışa sunulan 4.5 litrelik motor üç zamanlı otomatik vites seçeneği standart olarak sunulmuştu.

Mercedes bu modeli ile Opel Diplomat, Vauxhall Viscount, Volvo 164, Citroen DS, Jaguar S-Type, Daimler Sovereign, Lancia Flaminia, Maserati Quattroporte, Alfa Romeo 2600 gibi modellerle rekabet içinde olmuştur. BMW firması ise 1968 yılına üretilen E3 kasa 5 serisine kadar bu kategoride bir otomobil üretmediği için piyasayı geriden izlemek zorunda kalmıştır. W108/109 firmanın S klas kültürünü geliştiren modellerdir.



Editör: Sarim SEMERKANT

Bu parçayı yorumlamaya başlamadan önce özellikle Mercedes tutkunlarının üzerine çöken rehaveti dışarıdan rahatça gözlemleyebildiğimi belirteyim. Neyin rehavetimi? Tabii ki bolluğun... Bir kaç sene öncesine kadar AutoArt listelerinde adeta mercekle aradığımız hatta sadece hayalini kurduğumuz bazı efsane Mercedesler, firmanın "Mercedes çıkarması" sayesinde artık meraklılarının elinde. Tabii ki bugüne kadar başka firmalar tarafından üretilmiş onlarcasını görmezden gelip klasik Mercedes modellerini sadece AutoArt üretimlerine endekslemiyorum ancak özellikle klasik Mercedesler'in 1/18 ölçekte en can alıcı ve en başarılı örneklerini AutoArt'ın ürettiğini söylemek sanıyorum abartılı bir iddia olmayacaktır. Pullman versiyonlarından W114'e, detay kalitesine olan hayranlığımı her fırsatta dile getirdiğim 190 versiyonlarından E320'ye ve W108 kasalara kadar uzanan seçenekler artık Mercedes tutkunu koleksiyonerler için bir cüzdan boyu kadar yakın. Minichamps, Revell ve Norev üretimi bazı örnekler de bu listeye eklendiğinde Mercedes meraklılarının kaliteli parça özlemi bir ölçüde giderilmiş oldu diye düşünüyorum.

Dr.Diecast editörleri olarak her modeli kendi üreticisinin standartlarında değerlendirmenin en adil yaklaşım oluğunu düşünüyoruz, bu mantıkla incelendiğinde elbette ki 280 SE için de sizlere aktaracağım bir kaç küçük kusur bulunmakta. Ama kusurlarından önce bu parçanın kalıp ve boya kalitesinden bahsetmemek büyük bir haksızlık olacaktır. Özellikle klasik Mercedesler'in fazlaca yüzeysel bombeler içeren tasarımında ince kalıp uygulamalarının ne denli başarılı olduğu bu modelde çok bariz bir şekilde görülebilmekte. Modelin motor kapağından kordonlarına varıncaya kadar bütünsel görünümü adeta soprano bir ses gibi pürüzsüzce uzayıp gitmekte... Far grubu, panjur ve tamponlar gibi üst derecede başarılı plastik kalıp uygulamalarının da bu bütünselliğin olmazsa olmaz aksesuarları olarak görevini tam anlamıyla yerine getirdiğini söyleyebilirim.

280 SE'nin öne doğru kayarak ikinci bir hareketle açılabilen motor kapağı ilk etapta kendi başına havada sabit kalamayacakmış gibi görünse de menteşeler işlevini yerine getirmekte ve kapağı açık bir şekilde sabitleyebilmektedir. Aynı modelleme performansını bagaj kapağında görmek maalesef mümkün olmamaktadır. Modelimizin nikelajlı parçaları için sizlere aktarabileceğim hiçbir negatif unsur yoktur. Nikelajlı plastik parçaların tümü kusursuz bir işçilikle montajlanmış tertemiz kalıplardan oluşmaktadır.

Kabin içi detaylandırmasına başlamadan önce açık renkli (beyaz) 280 SE'nin kırmızı koltuk döşemelerinin renk tonlamasına değinmek sanırım yerinde olacaktır. Bu konudaki genel kanı, koltuk döşemelerindeki kırmızı tonunun hatalı renklendirildiği ve gerçeğinin bu kadar parlak tonda bir kırmızı olmayıp bordoya çalan daha pastel bir kırmızı olduğu yönündedir. Ancak bu parçaların Amerika pazarı için üretilen versiyonların modelleri olduğunu ve bu kıtaya gönderilen versiyonlarda tercih edilen döşeme renginin Avrupa versiyonlarıyla farklılık gösterdiğini hatırlatmak istiyorum.

Kabin detaylandırmasındaki başarılı göğüs ve kapı içleri ilk dikkatimi çeken uygulamaların başında gelmekte. Firmanın asla vazgeçmediği sert plastik koltuklardaki başarılı kalıp ve göğüs aksamındaki maun kaplama imitasyonu gerçekten görülmeye değer uygulamalar arasında. Küçük dozda da olsa gerçeğinden kalın duran direksiyon simidindeyse ölçeğin tam olarak tutturulamadığını düşünüyorum. Arka cam ile koltuk tepelikleri arasındaki daracık mesafe de gözüme takılan bir diğer unsur.

Motor detaylandırmasını kötü bulmazken açıkcası bu modelden daha iyisini beklediğimi de belirtmeliyim. Kusursuz stop grubu,mükemmel ölçülerdeki lastik ve jantlar genel plastik parça performansından nasibini alan önemli parçalar arasında. AutoArt'ın metal transfer dekallemelerde hala vurdumduymaz bir tavır içinde olduğunu ise bagaj kapağı üzerinde bulunan '280 SE' kombinasyonundaki bir kolu kopmuş 'E' harfi sayesinde ekipce hatırlıyoruz... Elbette ki havada sabit kalamayan bagaj kapağı veya hasarlı dekaller gibi keyif kaçıran defoların sadece elimizdeki parçalarda bulunan özel durumlar olabileceği gerçeğini gözardı etmiyorum ancak dergi arşivine giren modellerimizin kutudan çıkan hali ne ise onu aktarmak da artık adetten oldu sevgili dostlar...

Sonuç olarak 1968 Mercedes Benz 280 SE'yi üreticinin model tercihi olarak 'TAM İSABET', model kalitesi olarak da AutoArt Millennium Seri standartlarında 'ŞIK ve KALİTELİ' bir model olarak gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı zamanda klasik modellere ilgi duyan koleksiyonerler için vazgeçilmez bir parça olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili dostlar, 17.sayımız çok özel bir model olduğunu düşündüğümüz 1968 model bir W108 örneği ile sonlanmakta. 18.sayımızda ise bu kez imalatı ile çok özel sayılabilecek bir parçayı sizlerle paylaşmayı planlıyoruz. Revell'in yeni serisi Composite'in ilk örneği olan Opel Commodore incelemesinde görüşünceye kadar hoşçakalın.


   




©2008 www.ankaramodel.com info@ankaramodel.com