BMW , 2. Dünya Savaşı sonrası 500 arabanın boy gösterdiği Frankfurt'ta 501'in örtüsünü kaldırmasıyla 1951 de sedan dizisi ile otomobil severleri tanıştırdı. Diğer serilerde olduğu gibi araca Baroque (Barok) Meleği lakabı takıldı. Çünkü model öylesine düzgün biçimlendirilmişti ki görenlere dönemin Baroque tarzı Alman ve Avusturyan kiliselerinde oymalarla süslenmiş kusursuz ahşap figürleri hatırlatıyordu.

Eisnach kenti Sovyet kontrolüne girdiği için BMW 501 tamamı ile Münih'te üretilen ilk BMW modeli oldu. İlk versiyonlar 1971 cc'lik düz 6 silindirli 60 bhp motorun olduğu 501, saatte yaklaşık 140 km hıza ulaşabiliyordu. Araçta lades kemiği şeklinde bağımsız  "b" yan süspansiyonlar ve arka aksta taşıyıcı bir iskele vardı. Dört tekerinde sahip olduğu dönme çubukları ayrı ayrı yaylanma hareketini sağlıyordu. Çapraz şekilde bağlanmış bu boru şeklinde ki parçalar sayesinde araç kasislerde büyük avantaja sahip oluyordu.

501'in ağırlığını dengelemek için vites kutusu motordan ayrı düşünülerek tasarlanmıştı. Fabrika BMW 501'e aslında ayrı bir özen göstermişti. İçerden sarılarak giydirilmiş iç döşeme, Becker marka radyo ve gövdede krom seti gibi lüks ekipmanlar 501'de standart olarak sunuluyordu. 50'ler de BMW 501' in fiyatı yaklaşık 20.000 Alman Markı idi, bu da o dönemlerde neredeyse bir ev parası demekti.



Barok Meleği lakaplı BMW 501 için, AutoArt firmasının dayanılmaz işçiliği ile birleşerek, sadece Avrupa koleksiyonerlerini değil, tüm diecast koleksiyonerlerini cezp edecek hatta her şartta alınacak bir model diyerek söze başlamak mümkündür. Model, üretim kalitesi olarak son derece başarılı nikelaj işçiliği, gerçeğine çok yakın pürüzsüz boya işçiliği ve modelin çoğu detaylarını birebir yansıtması özellikleriyle klasik  AutoArt karakteristiğini yansıtmaktadır.

AutoArt 501'i elinize aldığınızda,  dört kapısını da açıp gün ışığında modeli yorumlamaya çalışırsanız yazacak negatif unsur bulmakta çok zorlanabilirsiniz. Model  son derece gerçekçi farları, ön çamurluğun üzerine yerleştirilmiş uzun nikelelaj parçaları  sonlandıran sinyalleri, bu nikelaja bütünleşik sol aynası, ahşap işçiliğini andıran arka stop ve sinyalleri, arka tampon üzerindeki aydınlatma lambası ve plaka aydınlatmaları, devasa arka bagaj kapağına estetik bir görüntü kazandıran BMW logosu ; koleksiyonerlerin nelerden mutlu olacağını bilircesine detaylandırılmıştır. Modelin açılabilir ön-arka ve açılabilir dört kapısındaki nikelaj işçiliği, jant kapakları üzerindeki BMW logoları kadar narin ve kusursuzdur. 50'lerin BMW 'lerinde görülen böbrek ızgara ve ön farların altındaki ızgaraları oluşturan geçirken doku son derece ince bir işçilikle aracın orjinalindeki yerlerinde göze çarpmaktadır.

Modelin motor kaputu kaldırıldığında firmanın modelin kabinin içini ve dışını detaylandırmaktan yorulduğu düşünülebilir. Motor detayının kötü olduğu söylenemez ancak modelin bilhassa iç kabini detaylandırılırken sergilenen  işçiliği motor bloğunda görmek güçtür. Renkli kutup başları, çapaksız güzel dökülmüş plastik parçalar ve şık motor kaput menteşesi dışında 501' in motorunda herhangi bir modelleme cazibesi görülmemektedir.Arka tarafta ise gövde ile son derece uyumlu bagaj kapağı, bagaj taban halısı ve yedek lastik modelin estetiğini bütünlemektedir.

Modelin dört kapısı açıldığında, dışarıdaki kusurusuz işçilik ve özenin modelin iç detaylarında da yansıtıldığı görülmektedir. Bize göre gerçeğinden bile düzgün tavanı, tavan aydınlatması, hareketli güneş siperlikleri, dikiz aynası üzerindeki pusulası, zamanın estetiğini olduğu gibi yansıtan kemik direksiyon simidi, vites, sinyal kolları ve yolcu tutamağı, model detaylandırılırken unutulmamıştır. Bir modeli çok beğendiğinizde veya çok beğendiğiniz bir otomobilin modelini elinize aldığınızda, o aracın on sekiz kat büyütüp gerçeğine sahip olmayı arzu ederiz fakat bu model  elinizde iken onsekiz kat küçülüp AA BMW 501 in içine girmeyi hayal edebilirsiniz.

 


©2008 www.ankaramodel.com info@ankaramodel.com