Jaguar E-Type veya diğer adı XK-E, Jaguar firması tarafından 1961 ile 1974 yılları arasında üretilmiştir. Firma bu yeni spor otomobil tasarımı ile otomobil dünyasında büyük bir çığır açmıştır. Type E 'nin performansı, işçiliği ve tasarımı ile döneminin çok üzerinde bir otomobil olduğu herkes tarafından kabul görmüştür. Bu kadar başarılı bir otomobil olmasına rağmen rekabette olduğu diğer otomobillerin bir adım daha önüne geçebilmek adına fiyatı da düşük tutulmuştur. 14 yıl içerisinde yaklaşık 70.000 adet üretilen ve satılan Jaguar E- Type, 2004 yılında "Sports Car International" adlı otomobil dergisi tarafından 60'lı yılların en iyi spor otomobili olarak seçilmiştir.
Enzo Ferrari tarafından "Yapılmış olan en iyi otomobil" olarak ithaf gören Jaguar Type E Series 1, başlangıçta büyük tur otomobili yani GT tabanında iki kişilik olarak tasarlanmıştır. Sonraki yıllarda 4 kişilik convertible versiyonu da yapılmış ve büyük ilgi görmüştür.
Teknik olarak bir deneme amacı ile üretilen "Jaguar Lightweight' E Type" Jaguar firmasının sürücülerinden birine satılmıştır. Ancak bu otomobil sonraları Viscount Cowdray 'in özel koleksiyonun en önemli parçalarından biri olmuştur.
Genel itibari ile E-Type modelinin serilerini incelendiğinde,
Seri 1 (1961-1968)
İlk olarak 1961 yılının Mart ayında 3.8 litre ve 6 silindirli Jaguar XK6 motorla satışa sunulan modeller ya sabit tavanlı ya da isteğe göre çıkarılıp takılabilen tavanlı olarak müşterilerin tercihine sunulmuştu. İlk 500 modelin üretiminden sonra 1964'te katlanabilen tavan seçeneği de dahil edilip, motor gücü 3.8 litre den 4.2 litreye yükseltilmişti.
Tüm E-Type lar bağımsız burma arka süspansiyon sistemine ve güç destekli disk frenlere sahiptiler. Jaguar firması bu otombilinde disk frenleri standart seçenek olarak sunarak, otomobil tarihinde disk frenleri standart sunan ilk firma olmuş oldu.
Seri 1' in ön farlarının üzerinde koruyucu camlar mevcuttu ve aracın önünde küçük bir ağzı andıran ızgara, sinyaller ve kuyruk farları hoş bir spor otomobil görüntüsü sunuyordu. Çanak biçimli koltuklar, aliminyum alaşımlı araç ana kontrol paneli ve son olarak 4 vitesli şanzımanı otomobilin dikkat çeken özellikleri arasındaydı.
1966 yılında 4 kişilik coupe versiyonu ile otomatik şanzıman seçeneğine kavuşan E-Type, haliyle daha uzun bir şasiye ve daha geniş bir kabin görüş açısına kavuşmuş oldu. 1967-1968 yılında üretilen modeller resmi olmamakla birlikte Seri ½ olarak adlandırılmaya başlandı. Birkaç motor aksamının değişimi ve farların üzerindeki koruyucu camın kaldırılması Seri 2 'nin sinyallerini vermiş oldu.
Seri 2 (1969-1971)
Üzeri açılmış olan ön farlar, bükümlü arka tampon, iri göstergeler, yeni tasarım iri kuyruk farları, ikiz elektrik fan sistemi ve geliştirilmiş fren sistemi ile Seri 2 1969 yılında satışa sunuldu. Yeni tasarımda genişlemiş olan ağız şeklinde ön ızgara daha iyi bir soğutma sağlamaktaydı. Yenileme çalışmaları sırasında A.B.D'nin sağlık ve güvenlik kuralları dikkate alınmış ve iç dizayn da bu çalışmalarla birlikte tamamen yeni çizgilere kavuşmuştu. Seri 2 oluşturulurken tipik E-Type çizgisi korunmaya çalışılmıştır. Temel amaç daha güvenli, daha rahat ve elbette ki daha performanslı bir versiyon yaratmaktı.
Seri 3 (1971-1974)
5 Litrelik 12 silindirli Jaguar V12 motorla birlikte, geliştirilmiş fren ve araç kontrol sistemi ile desteklenerek yenilenen E- Type, bu özellikleri kısa şasilerde değil convertible ve ya 4 kişilik coupe lerinde sunuyordu. Seri 3 ile birlikte çıkan 4 kişilik convertible versiyonu rahatlıkla agresif bir otomobil olarak adlandırılabilir. Çünkü, ağız şeklindeki ızgara sahip olduğu parıltılı ızgara çubukları ve V12 Jaguar motor amblemi ile ne kadar iddialı bir model olduğunu sergiliyordu. 4.2 litrelik 3. kuşak E-Type'lar oldukça az üretilmişlerdi ve bu yüzden şu an E-Type serisi içerisinde görülmesi en zor modellerdir.
Motor sporları açısından da parlak bir dönem yaşayan E- Type, 1963 yılında Avusturalya GT Şampiyonası'nı Bob Jane pilotajı ile kazanmıştır. Seri 3 V12 ile 1975'te SCCA yarışlarında Grup 44'de Bob Tullius'un pilotajında Markalar B kategorisinde şampiyonluğu aldıktan birkaç yıl sonra SCCA Uluslar arası Markalar Şampiyonası'nda C kategorisinde Paul Newman' lı Nissan Z takımını mağlup ederek şampiyonluğa oturdu.
İngiliz yeşili kutusunu gördüğünüz andan itibaren bir koleksiyonerde heyecan hissi uyandırmaya başlayan E-Type serisinin üçüncü jenarasyonunun bu tasarım harikası modeli aslında bizler için güzel bir model olmasının yanısıra bambaşka bir özellik daha taşımaktadır. Type E sitemize konuk ettiğimiz ilk İngiliz otomobilidir.
Type E ile ilgili olarak ilk belirtilmesi gereken özellik ağırlığıdır. Model, yeni üretim AutoArt'lara nispet yaparcasına ağırlığı ile hemen dikkatinizi çekecektir.
British Racing Green olarak adlandırılan meşhur İngiliz yeşili zaten çok özel çizgilere sahip 3. nesil Type E'ye son derece başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Üstelik bu başarılı işçilik kusursuz bir nikelaj işçiliği ile desteklenmiştir. Bu bilgilerin ardından modelin üzerimizde bıraktığı ilk izlenimlerin son derece pozitif olduğu noktasında lafı uzatmaya pek gerek kalmadığını düşünüyoruz.
İlginç bir ön tasarıma sahip olan modelin tampon altına yerleştirilmiş ve hiçbir detayı atlanmadan modellenmiş büyük sinyalleri ve geçirdiği revizyon ile üzerindeki cam fanustan kurtulan farları ve gene far etrafında kullanılan nikelajlı çıtalar o kadar güzel modellenmiştir ki, Type E bu duruşu ile İngiliz otomobillerine karşı hiçbir tutkusu olmayan bir koleksiyoneri bile rahatlıkla cezbedebilir.
Modelin tüm hareketli parçaları gövde ile son derece uyumlu çalışmaktadır. Geniş bir dönüş açısına sahip olan tekerleklerindeki kromaj işçiliğine neredeyse diyecek söz bulamıyoruz. Üzerinde Jaguar armalarını kusurusuz bir işçilikle sergileyen bu jantlar, modelin başarılı boya işçiliği ile birleştiğinde Jaguar E Type, genel görünümündeki artılarına yeni artılar eklemektedir.
Oval arka kısmı boydan boya saran tampon, şekli ve başarılı nikelajı ile adeta gözleri kamaştırmaktadır. Tamponun altına konumlandırılmış orijinal dönem renklerine sadık kalınarak renklendirilen kızmızı stop ve turuncu sinyal lambaları, çift ağızlı egzost borusu ve sarı plakalık modelin diğer artıları ile birleştiğinde bu modele kısaca "OLMUŞ" diyoruz.
Bagaj ve kabin içi döşemede kahverengi tonları tercih edilen modelin bagaj ve kabin tabanı tamamen halı ile kaplanmıştır. Araç kontrol ünitesinin en küçük parçasına, en ince detayına kadar tıpkı gerçeğinde olduğu gibi modellenmiş olması bu iki kişilik E-Type modelinden alacağınız hazzı kat ve kat arttırmaktadır. Kabin içinde sergilenen başarılı kalıp ve plastik işçiliğini çamurluklar ile birlikte açılan devasa motor kaputunu kaldırdığınız zaman karşınıza çıkan heybetli Jaguar V12 motorunda da görmeniz mümkün. Motor etrafında bulunan geçirgen dokulu ızgaralar gibi en ufak detayların bile atlanmadığı bir işçilikle sergilenen modelin öne doğru açılan kaputunun üzerindeki havalandırma kanallarının ızgaraları da geçirgen dokulu olarak modellenmiştir.
Değerli model tutkunları, Jaguar E Type'i İngiliz otomobilleri tutkunlarına tereddütsüz tavsiye ederken, Type E'nin sadece güzelliği ve başarılı işçiliği ile değil bugüne kadar tasarlanmış olan en başarılı spor otomobil ünvanı ile de koleksiyonlarda ayrı bir anlam taşıyabileceğini düşünüyoruz.