Kısaca Holden tarihinden bahsetmek gerekirse; 1852 yılında James Alexander Holden tarafından kurulan J.A Holden & Co.  Şirketi bir kuşak sonra James Holden'in oğlu tarafından 1908 yılında otomobillerin iç döşemelerini tamir eden bir firmaya dönüştürüldü. 1913 yılından sonra motorsiklet üretimine başlayan firma savaş döneminde kullanılan araçların tüm kasa parçalarını üretmeye başladı. 1919'da kurulan Holden's Motor Body Builders Ltd. Şirketi ile araç kasaları üretiminde uzmanlaşan firma 1923 yılına gelindiğinde yılda 12.000 adet araç üretmeye başladı. 1924 yılında GM'nin Avustralya'daki tek üreticisi oldu. 1931 yılında GM (General Motors)-Holden's Ltd. olarak birleşen firma bu birleşmeden sonra iki isim değişikliği daha geçirdi. 1998'de Holden Ltd. ismini taşıyan firma 2005 yılında yapılan son değişiklik ile GM Holden Ltd. ismini aldı. Firma günümüzde bir çok otomobil firmasının tasarımlarını Holden adı altında üreterek dünyanın bir çok yerinde satışa sunmaktadır.

1968-1971 Kingswood

İlk Kingswood 1968 yılında HK/HG serisi ile satışa sunuldu. Bu yeni tasarım bir önceki HR Holden'e oranla daha geniş ve daha ağır bir otomobildi. HR Holden'in kullandığı 6 silindirli motoru kullanan Kingswood kısa zamanda V8 motor seçeneği ile tanıştı ve Holden'in ilk V8 motorlu aracı oldu. Üretimine başlanmasından hemen altı ay sonra HK serisi, Kingswood'un iki kapılı versiyonu olan Monaro ile tanıştı.

1971-1980 Kuşak Kingswood

HQ serisi 1971 yılında satışa sunuldu ve firmanın en güzel modellerinden biri olarak kabul edildi. Üretim sürecinde bir çok makyajlanma geçiren HQ serisi modern tasarımından hiç ödün vermedi. Tamamı ile yeni bir dizayn olan bu model 6 silindirli 173c.i. ve 202c.i. ile 253c.i. ve 308c.i. lik V8 motor seçeneği ile satışa sunuldu. İlerleyen yıllarda Chevrolet'nin 350c.i. lik V8 motoru baz alınarak geliştirilen yeni motorlar daha çok Monaro GTS350 olarak bilinen HQ larda kullanıldı.

Modelleri "Standart" ve "Special" seçenekleri ile sınıflandırılmıştı. Daha sonra bu sınıf isimleri "Belmont" ve  "Premier" olarak değiştirildi. HK-HQ jenarasyonunda olduğu gibi lüks kategorisindeki otomobilleri de "Brougham" olarak adlandırıldı.

Mühendislik ve dizayn açısından yakalanan standartlar Holden için bir yükseliş oldu. 1975'te Mazda firması Holden'in kasa şekilleri üzerinden  yeni tasarımlar geliştirmeye başladı. Bunlara en iyi örneği Mazda Roadpacer teşkil etmektedir.

Holden HQ'nun en büyük kusuru belki de kontrolündeki zorluktu. Ancak yıllarca General Motor'da Cadillac'ın mühendislik çalışmalarında kendinen söz ettirmiş ve aynı zamanda Holden firmasının işletme direktörü olan George Roberts, HQ ların sürüş özelliği hakkında şöyle demişti: "HQ tıpkı bir Cadillac gibidir. Ön süspansiyonlar aracın güvenle kontrol edilebilmesi için aracı eğecek şekilde tasarlanmıştır. Bu özellik sayesinde sürücüyü zorlayan unsurlar minimize edilmiştir." Aracın bu özelliğine reklamlarında da yer verilmiştir. "En zorlu yollarda bile "Hızlı,Yumuşak" sürüş keyfi"

Araç 1974 ve 1977 yılları olmak üzere iki makyajlanma daha geçirmiştir. Bu yenilikler 1974'te HJ olarak, 1977'de ise HX/HZ olarak adlandırılmıştı. 1974'te yapılan yenilikler genel itibari ile aracın genel görünümü üzerineydi ancak 1977 yılında yapılan yenileme çalışmaları dış mekanın yanı sıra aracın iç mekanında ve motorunda da kendini gösterdi.

1979 yılından sonra satışı son bulan Holden Kingswood HQ'lar yerini Holden Commodore'ye bıraktı. Yeni Zelanda ve Güney Afrika'ya da  ihraç edilen bu araçalar Holden firmasının en başarılı üretimleri olarak kabul gördü ve 517.614'lük satış rakamını bir daha hiçbir Holden yakalayamadı.

General Motors'un Avustralyadaki Opel uyarlaması olan Holden, AutoArt-Biante'den LC ve Classic Carlectables'dan HQ SS modelleri ile sitemizin bu haftaki  konukları olarak doktorun incelemesindeler. Günler ilerleyip, incelenen modeller, sergilenen dioramalar arttıkça sitemizde incelediğimiz değişik model üreticileri arasına Classic Carlectables ürünlerini koymamak olmazdı diye düşünüyoruz.

Söze tam bir Amerikan-Avrupa melezi olan Classic Carlectables'ın HQ SS'i ile başlayalım.

Ürünün kaba bir benzetme ile üst kalitede bir işçilik sergilediği rahatlıkla söylenebilir. Ayrıca kaliteli ürün grubuna sokabileceğimiz çoğu modelde bulamayacağımız bazı detay üstünlüklerini de Classic Carlectables'in Holden'inde görebilmekteyiz. Bunlar hareketli anten, koltuklar ve süspansiyonlar olarak sıralanabilir. Ayrıca bu detayları  üretilen tüm Classic Carlectables ürünlerinde görmek mümkündür.

Modelde farlar, ön ızgara, kromajlı tampon ve sinyaller muhteşem bir işçilikle sergilenmiştir. Tamponlara gömülü sinyaller ve ön panjuru ortalayan firma arması ince detaylar olarak aracın burun kısmı modellemesinin ne kadar özenilerek yapıldığını gözler önüne sermektedir.  Ön farların içerisindeki ampuller, gövdeye ön kaputun sıfır temasla hareketini sağlayan yaylı ve eklemli motor kaputu menteşeleri, son derece ince plastik işçilik ve kalıp kalitesi ile sergilenen motor bloğu... Bu özellikler hep birlikte düşünüldüğünde modelden alınacak keyif konusunda oldukça iddialı yorumlar yapılabileceği gibi üreticiyi üst kalitedeki üretici firmalar arasına sokmakta mümkün olmaktadır.

Holden HQ'da 70' lerin en popüler jant tasarımlarından birini görmekteyiz. Jantlar ve lastikler bijon ve sibop detayına kadar düşünülerek modellenmiştir. Jantlardaki nikelajlı kısımlar, modelin genelindeki başarılı nikelaj işçiliğinin sadece ufak bir örneğini segilemektedir.  Holden'deki aktif tüm parçalar gövdeye ve birbirlerine uyum konusunda koleksiyonerler açısından hiçbir problem teşkil etmemektedir. Modelin açılabilir dört kapısı adeta gövdeye yapışık ve tek parça gibi görülmektedir.

Şunu belirtmekte de fayda görüyoruz; bir çok başarılı ve pahalı ürün grubunda boya baskı ile geçiştirilen anahtar delikleri bu modelde başarıyla modellenmiş kapı kollarının altında ayrı bir parça olarak montajlanmıştır.

Aracın arka kısmına bakıldığında, hatasız modellenmiş kromajlı tamponun içine gömülü kırmızı stop ve turuncu sinyaller geniş alınlı bagaj kapağı ile işçilik ve parça uyumu konusunda adeta ahenk içindedir. Ön kapılardaki anahtar deliği bagaj kaputunda da aynı şekilde sergilenmiştir. Çamurluk altındaki çift egzost ise gerçekçiliği ve şıklığıyla dikkat çekmektedir.

Bagaj kapağı kaldırıldığında bağımsız yedek lastik, kriko ve bijon anahtarı gibi modelseverleri sevindirecek küçük sürprizler sizleri karşılayacaktır. Ayrıca bagaj tabanı 70'lerin tanıdık plastik paspası ile kaplıdır ve bagaj kapağının iç kısmında kriko ve stepne için uyarı ve kullanım bilgileri içeren etikette unutulmamıştır.

Modelin iç detay işçiliğinden bahsedecek olursak, modelleme kalitesi olarak dış görünümde sergilenen kalitenin, modelin  içinde de aynı tutarlılıkla sergilendiğini söylemek doğru bir tespit olacaktır. Kabin içi detaylandırmada koltuklarda kullanılan yumuşak dokulu plastik malzeme ve ekose baskı , modelleme kalitesi ile birleşerek görsel açıdan büyük keyif vermektedir. C.Carlectibles'in koltuklar için çok fazla mesai harcatmış olduğunu düşünüyoruz çünkü ön koltuklar katlanabildiği gibi aynı zamanda bir ray üzerinde ileri geri hareket edebilmektedir. Ayrıca kromajlı emniyet kemerleri de iç detaylar arasında ihmal edilmemiştir. 

Modelde direksiyon simidi, sinyal ve vites kolu, pedallar gibi küçük parçalar özenle modellenmiştir. Holden'in kabin içi hakkında son olarak şık tavanından ve tavan lambasından kapı içi döşemeler ve kollardan övgüyle bahsettiğimizde sanıyoruz ki modelden ne kadar büyük haz aldığımızı tahmin edebilirsiniz.

Önden bakıldığında 70'lerin Opel Ascona'sını andıran modelimizin yandan ve arkadan bakıldığında tam bir Amerikalı olduğu söylenebilir. Melez bayanların her zaman güzel olduğu düşünülür, Holden bu tezi en azından otomobil dünyasında ispatlamaktadır.

 

 

 


©2008 www.ankaramodel.com info@ankaramodel.com