Citroen tarihinde '5 Şubat 1955'in bambaşka bir yeri var. Aynı gün başlayan Paris Otomobil Fuarı'nda yepyeni aracı DS 19'u lanse eden firma, daha 15 dakika geçmeden 800'e yakın sipariş almıştı. Farklı tasarımı ve yenilikçi mühendislik detaylarıyla aracın kısa sürede başarıya ulaşacağını tahmin etmek için kahin olmak gerekmiyordu. Nitekim, fuar süresince alınan 12 bini aşkın sipariş bu beklentileri daha net bir şekilde tanımlıyordu.
Roland Barthes tarafından hazırlanan efsanevi otomobil kısa zamanda "tanrıça" (Fransızca'da "deesee" DS) adını aldı. Aynı otomobil onlarca yıl politika, şov dünyası ve sportif organizasyonlarda veya sıradan tatil yolculuklarında hep ön planda bulundu.
ID koduyla tanıtılan Idea ise 1957'de kamuoyu beğenisine sunuldu. Daha düşük bir fiyat etiketine sahip olan model, DS ile aynı platformu taşımasına rağmen motor kaputunun altında daha geleneksel unsurlar barındırmaktaydı. Ertesi yıl aynı modelin wagon versiyonu olan 'Break ID' de tanıtıldı.
1962 yılında DS, Petit Clamart'ta General De Gaulle'e suikast girişimiyle Fransız politika arenasına giriş yaptı. Başkanlık DS'si delik deşik edilmesine rağmen yolunda kaldı ve hareket etmeye devam etti.
DS'in kamera karşısına geçtiği yıllarda dün gibi hatırlanır. Fantomas ile Back to the Future II gibi filmlerde rol aldı. Louis de Funes, Jean Marais ve Lino Ventura gibi pek çok Fransız aktör efsane otomobilin direksiyonunun başına geçti.
Yıllar geçtikçe azalmayan ilgiye rağmen artık bir yeniliğin zamanı gelmişti. Ve '62 sonbaharında otomobil baştan aşağıya yenilendi. Daha çekici bir burun tasarımına kavuşan araç aerodinamik özellikleriyle de göz dolduruyordu. Üç yıl içerisinde bir de ekstra paket müşteri beğenisine sunuldu. DS Pallas ismiyle ticarileştirilen bu ürün deri kaplamalar, ekstra gürültü yalıtımı ve dış görünüme dair diğer ufak süslemeleri içermekteydi...
1967 yılına gelindiğinde otomobil ufak bir makyaj operasyonuna tabi tutuldu. Far ve burun tasarımında yapılan rötüşler ile araca adeta bir 'köpekbalığı' görüntüsü kazandırılmıştı. Ön farlarda oldukça şaşırtıcı bir başka özellik daha vardı: Direksiyonun hareketlerine uyum göstererek sağa ve sola dönen bir mekanizma sayesinde çok daha geniş bir aydınlatma alanı elde edilmişti! Vagon versiyon olan Break ID de bu yenileştirme operasyonundan nasibini aldı. Hidrolik mekanizmasının içerisinde yer alan sıvı, Amerika pazarı hariç diğer tüm pazarlarda LHM (sıvı hidrolik minerali) isminde yeni bir malzemeyle değiştirildi.
DS'in 'convertible' versiyonları da az sayıda da olsa banttan indi. Fransız tasarımcı Henri Chapron tarafından geliştirilen bu modelleri birkaç coupe ve genişletilmiş sedan model de izledi. Ancak hepsi çok kısıtlı miktarlarda üretildi ve sadece özel müşterilere sunuldu.
DS ilk üretildiğinde 1911 cc hacmindeki bir motorla hayat buluyordu. 1965 yılına gelindiğinde bu motor 1985 cc'lik bir versiyona terfi etti ve DS 20 olarak isimlendirildi. Aynı yıl içerisinde DS 21 adıyla anılan 2175 cc'lik motor da tanıtıldı. Birkaç yıl içerisinde Bosch firmasının geliştirdiği elektronik yakıt püskürtme (electronic fuel injection) teknolojisi test aşamasında bu motorda da kullanıldı ve çok başarılı sonuçlar alındı. Böylece '70 yılında, DS 21 ismini kitlelere enjeksiyon sistemine sahip ilk motorlardan birisi olarak duyurdu. '73 modellerin sahip olduğu motorsa 2347 cc'lik DS 23 oldu. Bu versiyon hem karbüratörlü hem de enjeksiyonlu olarak satışa sunuldu. Firma artık yeni bir model ihtiyacı duymaya başlamıştı ve CX'in tanıtılmasıyla beraber 1976 yılından DS bantlara veda ederek emekliye ayrıldı. Citroen DS, zamanının en yenilikçi otomobillerinden birisi oldu. Güçlü disk frenler, yükselip alçalabilen hidrolik süspansiyon sistemi, geliştirilmiş direksiyon mekanizması, yarı otomatik şanzıman gibi dönemine göre oldukça teknolojik ekipmanlara sahipti. Tüm bunların ötesinde yalın hatlara sahip aerodinamik gövdesiyle ve yenilikçi tasarımıyla adeta günümüz otomobillerine bir referans niteliğindeydi.
Modelin en dikkat çekici özelliği altındaki sürgünün ileri geri hareketinde, otomobilin orijinalindeki gibi süspansiyonları kontrol etmesidir. En alt kademede model yere yapışık durumdayken, sonraki kademede biraz yükselmekte, en üst kademede ise model yerden en yüksek konuma gelmektedir. Genel olarak diğer Norev modelleri ile karşılaştırıldığında, modelin işçilik ve nikelaj/boya kalitesinin biraz daha üstün olduğu göze çarpmaktadır. Stoplar ve farlardaki işçilik oldukça tatmin edicidir.İç detay işçiliği ve plastik kalitesi ise oldukça keyif verici olmakla beraber Citroen'e ait tek kollu sıra dışı direksiyon, el freni, emniyet kemeri tokaları ve diğer plastik parçalar oldukça ince dökülmüş, son derece gerçekçi ve orijinaline sadıktır. Modelin taban halısı diğer modellere oranla ince dokulu, koltuklarda kullanılan plastik yumuşak dokulu ve kapı içi döşemeleri diğer iç detayları bütünler niteliktedir. Modelin motor kaputu kaldırıldığında DS 23'ün orijinalinde bulunan 2347cc lik motora sadık kalınarak detaylandırılmış zamanın yenilikçi motorunu, yedek lastikle beraber görmek mümkündür.
Döneme damgasını vurmuş ünü açısından Avrupa Klasikçileri ve çoğu diecast koleksiyoncusu için son derece önemli bir koleksiyon parçası sayılabilecek modelin arka kapıları ve bagaj kaputu sabittir. Aracın orijinal logolarının tümü kabartma olup, kaporta üzerinde oldukça ince ve tatminkar bir şekilde göze çarpmaktadır. Hareketli parçaların gövde ile uyumunda göze çarpan küçük hatalar olsa da genel itibari ile ince dökülmüş model kalıbının bu hataları tölere ettiği söylenebilir. Hareketli ön kapılar, gövdeye son derece iyi işçilikle gizlenmiş menteşelerle kolaylıkla açılıp kapanmaktadır. Ancak aynı işçiliği motor kaputunu tutan menteşelerde görmek mümkün değildir.
Model pencereli kutu içerisinde dönemin orijinal plaka numarası ile tüketiciye sunulmuştur.