Merhaba;  sitede herkes kendini çok güzel ifade etmiş. Ben de 1/18 açısından duygu ve düşüncelerimi ortaya koymak istedim, çünkü ilgilendiğim tek ölçek budur.

Ben kesinlikle seri olarak model biriktirmem. Çoğu tanıdığım, örneğin 57 Chevrolet aldıkları zaman, yanına 56 Chevrolet de almak zorunda olduklarını söylüyorlar. Ben ise 57'yi alırım, 56'yı beğenmiyorsam almam.
Üzüldüğüm nokta, araba markalarının değil, arabadan anlamayan çoğunluğun piyasadan öğrendikleri diecast üreticilerinin isimlerinin gündemde olmasıdır.

İnsanlar birbirine  "Ferrari mi aldın Lamborghini mi aldın" diye sormuyor,  "Elite mi aldın Super Elite mi aldın?" diye soruyor. Bu muhabbet tarzı beni sıkıyor.

Bir de, koleksiyonersek, bu modellere verdiğimiz paraya acımayacağız, pardesü alırken cimrilik yapmıyorsak, koleksiyonumuza model alırken HİÇ cimrilik yapmamalıyız.

1960'larda çok sayıda Matchbox'ım ve az sayıda 1/32'ye yakın ölçekte arabam vardı.  Bunlar benim için, bahçede toprakta elimizle yaptığımız yollarda sürülecek oyuncaklardı ve yaşım ilerledikçe ya kaybettim, ya da küçük çocuklara hediye ettim.
1990’larda başlayan 1/18 maceram boyunca 650 adet araba aldım. Çoğu kişi gibi zaman içinde süzgeçten geçirip en sevdiklerimi vitrinimde bıraktım. Bu nedenle artık model sayım 100 civarında.

Bu eleme sırasında  "en çok satan",  "yarış kazanan",  "sempatik",  "teknik",  "ucuz",  "lüks"  gibi özellikler benim koleksiyonumun dışında kaldı. Örneğin en yüksek teknolojiye sahip arazi araçlarını çirkin bulduğum için kategori dışı bıraktım. Çünkü vitrinde bu araçlar teknik özelliklerini sergileyip hareket etmiyorlar, sadece biblo gibi durağanlar. Vitrinde benzin yemiyorlar.  Fakat vitrinde modeller ya  “güzel” duruyor, ya da “çirkin”. Bu nedenle, seçimim çoktandır sadece dizayn güzellikleriyle orantılı.

Modellerden sonra, biraz da gerçek otomobillerden bahsedeyim. Arabalarla ilgim çok küçükken başlamıştı. 4 ile 8 yaşları arası sürekli babamın araba sürüşünü izlerdim.  9 yaşındayken ilk olarak tek başıma (yanımda hiç kimse yokken)  araba sürdüm. Tabii ki trafiğe kapalı şantiye ve arazi ortamlarında.  14 yaşında ise trafikte araba kullanmaya başladım. Elbette trafik polisinin olmadığı, trafiğin sakin olduğu ortamlarda.

Sevdiğim arabalar genellikle 1955-1979 arası Amerikan'lardır. En beğendiklerim 1974 Dodge Charger,  1977 Pontiac Trans Am Firebird,  1959 Dodge Royal'dir.

Eskiden şahit olduğum ve anlamsız bulduğum bazı şeyler var. Örneğin, 1976 yılındayız diyelim. 1955 Chevrolet'nin 1975 Mercedes'le kıyaslanma haksızlığı ve hatası. Çünkü o anda sokakta o ikisi vardır. 1955-60 Mercedes'ler çoktan parçalanmış hurdaya gitmiş olduğundan, Alman'ın gıcır gıcır yeni modeliyle Amerikan'ın (taksici elinde 1 milyon km gitmiş) eski bir modeli kıyaslanır.

Demek istediğim o ki, insanların yargıları sadece bilgileri doğrultusunda oluşur. Kıtalar arasındaki okyanuslar, bazı Amerikan modellerine uzak kalmamıza neden olur. O sırada bir 1971 Cadillac görmemiştir o kişi (gıcır ve tam yanında duran). Vergiler, nakliye ücretleri, arabanın fazla benzin tüketmesi, gerçek arabalarda seçimlerimizi etkiler. Hatta, Alman kaynaklı araba dergilerinden okuyup Alman arabalarının müthiş teknik özelliklere sahip olduğu bellenir. Oysa Amerikan arabalarında aynı özellikler 15 yıl öncesinden mevcuttur (genelde).

Die-Cast konulu sohbetlerde koleksiyoner arkadaşlardan aldığım cevaplardan biri, insanların yaşadığı-gördüğü arabalara ısındığı yönündedir. O zaman da şunu anlamıyorum. Madem tanıdık-bildik nesneler bizi etkiliyor ve çirkin bir Avrupa arabasını (tanıdık olduğu için) koleksiyonumuza katıp seyrediyoruz, güzel bir Amerikan arabasını ise göz aşinalığımız yok diye almıyoruz, o zaman neden gençken odamızın duvarına,  hiçbir tanışıklığımız olmayan güzel model kadınların resmini asarız? Neden çirkin fakat bizimle konuşmuşluğu olan bir kadının, örneğin bize emeği geçmiş tarih öğretmenimizin resmini asmayız? 
  
Bazı arkadaşlar da bana Amerikan'ların güzel olduğunu fakat kendilerinin o arabaları tanımadığını, bilmediğini, Amerikan'ların fazla çeşidi olduğunu söylemişti. Tamam, doğru da. Sonra o arkadaşlar Bugatti, McLaren vs alıyorlar.  Alsınlar. gerçekten çok güzel; Fakat merak ediyorum, Bugatti'yi kaç yaşında ve neden dolayı tanıdı acaba? Bugatti Türkiye'de Anadol fabrikasında mı üretiliyordu?

Anlamadığım bir nokta daha : İnsanlar, AutoArt tarafından üretilen 30 tane BMW'nin tamamını alıp, "seriyi tamamladım" diyorlar. Neyin serisini tamamladın kardeşim? Biz araba koleksiyonu mu yapıyoruz, AutoArt koleksiyonu mu? Yani, AutoArt'ın üretmediği yüzlerce diğer BMW ne olacak? Ne serisi bu yaptığınız? AutoArt nedir? Diecast kanununu AutoArt mı yazıyor, "şu modeller alınacak" diye. Neden daha kaliteli firmalar ağza sakız yapılmıyor. Kendime göre bir sıralama yaptım. Aşağıda yazıyor. Herkesin kalite anlayışı değişik. Madem bütün gün Auto Art’ı dinliyoruz, eh… biraz da başka markaları söyleyelim, haksızlık olmasın.

Not : Sadece 1/18’de kaliteli üretim yapan firmaları yazdım.

İyi günler;

Yalçın

KALİTE 1/18 DieCast
=================
1 BBR
2 Schuco
3 GMP Georgia
4 CMC
5 Precision Miniatures
6 Exoto
7 C.Carlectables
8 ERTL Precision 100
9 Minichamps
10 Lane Exact Detail
11 Biante GMP
12 Auto Art
13 Sun Star Platinum
14 AA Biante
15 China Models
16 Kyosho
17 MaxiCar
18 Carousel
19 Biante
20 ERTL Authentics
21 Highway61 DCP
22 Neo Scale
23 Motor City Classics
24 Signature Models
25 Ricko
26 Action
27 Norev


Not 1 : ERTL Supercar gibi Welly GMP gibi GMP Peachstate gibi ortak çalışmaları ve aynı firmada birbirine çok yakın özellikte üretimleri ayırmadım. Eklemedim.

Not 2 : Solido, Bburago, Anson, MotorMAx, Maisto, Welly, Beanstalk, Revell, Yat Ming, Johnny Lightning, Shelby Collectibles, ERTL (standart) gibi üreticiler de tersten (GERİDEN) ayrı bir konu başlığı oluşturabilir.




©2008 www.ankaramodel.com info@ankaramodel.com